Etiketler

Hijyen takıntısı kemik erimesi ve kırıklara yol açabilir

DİŞ MACUNUNDAN ÇAMAŞIR SUYUNA PEKÇOK ÜRÜNDE VAR

Prof. Dr. Hasan Aydın, tirclosan'ın birçok farklı üründe bulunduğunu belirterek 'Antiseptik özellik barındıran tüm temizlik maddelerinin içerisinde triclosan var. Bu çalışma Amerikan Beslenme ve Sağlık Çalışma Araştırması'nın bir parçası olarak yapılmış. Triclosan, antiseptik özellik gösteren bir madde ve biz bunları aslında hijyeni artırmak için kullanıyoruz. Sabunlardan tutun da diş macununa, ağız temizleme sularına, çamaşır sularına kadar çok farklı temizlik ürününde bu madde var. Doğrudan her türlü temizlik maddesi yoluyla vücuda giriyor. Örneğin dişimizi fırçaladığımızda, ağzımızı çalkaladığımızda, vücudumuz doğrudan emiyor bu maddeyi. Ya da temizlik maddelerine doğrudan maruz kalarak soluyabiliyoruz. Doğrudan temas yoluyla vücuda girebiliyorlar, ciltten emilim söz konusu olabilir' dedi.

Prof. Dr. Gazi Yaşargil: İyi bir hafıza için beyninizi abur cuburla doldurmayın

Yeditepe Üniversitesi 1. Hipofiz Günleri Sempozyumu, tüm dünyadan önemli bilim insanlarının da katılımıyla 12 Ekim Cumartesi günü İstanbul'da gerçekleştirildi. Geçen yüzyılın en önemli beyin cerrahı seçilen ve dünya tıbbının adından gıptayla söz ettiği Prof. Dr. Gazi Yaşargil onuruna düzenlenen sempozyumda, iyi huylu hipofiz bezi tümörlerinden 'kraniyofarinjiyoma'ların teşhis ve tedavisindeki son gelişmeler anlatıldı. Demirören Haber Ajansı'na (DHA) konuşan Prof. Dr. Gazi Yaşargil, 94 yaşında olmasına rağmen mesleğinde halen aktif olarak yer alabilmesindeki en büyük payın hafızasını korumak olduğuna işaret etti.

Atina'daki tıp kongresine Türk cerrahlar damga vurdu

Üroloji dünyası tıptaki son yenilikleri Türkiye'den izledi. Dünya Üroloji Derneği'nin (SIU) 2019 kongresinin en önemli bölümü olan canlı cerrahi günü Medipol Mega Üniversite Hastaneleri'nde yapıldı. Kanada merkezli Dünya Üroloji Derneği'nin 17-20 Ekim'de Atina'da düzenlediği kongrede buluşan 2 bin 500 ürolog, Medipol Mega'nın 5 ayrı ameliyathanesinde yapılan 14 farklı operasyonu canlı yayından takip ederek alanlarındaki yenilikleri keşfetti. Konferansa katılan uzmanlar üroloji cerrahisinde son teknoloji cihazları ve yöntemleri Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nde Türk ve yabancı uzmanların gerçekleştirdiği operasyonlarla öğrendi.

Menopozun etkisinden soya fasulyesiyle korunun

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre 2030 yılında 50 yaş üzeri kadınların sayısı 1,2 milyarın üzerine çıkacak ve bu kadınların hemen hemen hepsinde menopoz doğal bir süreç olarak görülecek. Medical Park Gaziosmanpaşa Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Pulatoğlu, Türkiye'de menopoza girme yaşının ortalama 47-49 civarında olduğunu belirterek, 'Menopozdan kaçılmaz, ancak etkilerinden korunmak mümkündür. Menopozda temel sorun östrojenin azalmasıdır. Bu nedenle soya fasulyesi, nohut, mercimek, keten tohumu gibi fitoöstrojen bakımından zengin gıdalar menopoz şikyetlerinin azalmasında faydalı olabilir' dedi.

Prof. Dr. Özlem Konukseven: Odyologların sesi duyulmalı

10 Ekim Dünya Odyologlar Günü sebebiyle o bir açıklama yapan İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özlem Konukseven, 'Odyologlar, insanlar sorunsuz ve sağlıklı duyabilsinler diye var. Peki odyologları duyacak kim var?' diye sordu.

'Ayva göbek'ten kurtulmanın püf noktaları

Yıllar boyunca değişen hayat koşulları içerisinde insanların beslenme alışkanlıkları da farklılaştı. Çok fazla çalışmaktan sağlıksız beslenen insanların en büyük derdi ise ne yenirse yensin gitmeyen göbek. Sadece spor yapmanın, inatçı göbeği eritmede yeterli olmadığını ifade eden Profosyonel Yaşam Koçu ve Zayıflama Eğitmeni Sevil Dilgin Kahriman, yeme içme konusunda önemli uyarılarda bulundu. Acıkır acıkmaz yemek yememek gerektiğinin altını çizen Kahriman, uyandıktan 1-2 saat sonra kahvaltı yapmanın da önemli olduğunu vurguladı.

Yağmur sonrası deniz kenarında yürüyüş ozon tedavisi etkisi yaratıyor

İngiltere'deki Exeter Üniversitesi'nin araştırması denize yakın bölgelerde yaşayan insanların depresyon, kaygı bozukluğu ya da diğer psikolojik rahatsızlıklara yakalanma oranının yüzde 41 daha az olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar denize yakın bölgelerde yaşayanların daha temiz hava soludukları için daha sağlıklı olduklarını ifade etti. Denizin insan vücudu için tam bir şifa kaynağı olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Begüm Öztürk, depresyon tedavisinde denizin kesinlikle önerilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Mevsim geçişlerinde hava durumuna göre giyinmek ağrıları azaltıyor

Bel, boyun ve eklem ağrıları, Türkiye'de milyonlarca kişinin hayatının bir döneminde mutlaka karşılaştığı en önemli ortopedi sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Özellikle mevsim geçişlerinde bu ağrılardan şikyetçi kişi sayısında hızlı bir artış görülüyor. Medical Park Fatih Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Emre Ünal, yavaş yavaş sonbaharın sıcak günlerinden soğuk günlerine doğru yol aldığımız bu günlerde hekime en sık başvuru sebeplerinden birinin bel ve boyun ağrıları olduğunu söyledi.  

Dünyada evliler Türkiye'de ise bekarlar mutlu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri de Türkiye'de evlilik sonrası insanların mutluluk düzeyinin düştüğünü gösterdi.

'İçme suyunda alüminyum: Alzheimer'ı tetikliyor'

Yapılan araştırmalar, bazı içme suyu markalarının ürünlerinde alüminyum olduğunu ortaya koydu.

Uzmanından onkoloji hastaları için beslenme önerileri

Yiyeceklerin üretildiği ortam, hava, su ve toprak koşulları, kullanılan kimyasal maddeler, besinlerin üretiminden tüketimine kadar geçen tüm aşamalar sağlığımızı etkilemekte ve bu da beslenmenin kanser oluşumunda önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir.  Medicana International İstanbul Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yıldız Melek Aksoylu, kanser tedavisinde olumlu düşünmenin, iyi bir beslenmenin ve egzersiz yapmanın tedavi üzerinde pozitif etkileri olduğunu belirtti.

Depresyon, Alzheimer riskini artırıyor

Türkiye'de yaklaşık 1 milyon demans hastası var. Bunların 600 bininin Alzheimer tipi demans hastası olduğu tahmin ediliyor. Alzheimer'ın orta-ileri yaş hastalığı olduğunu söyleyen Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Aydan Tandoğan, '65 ve üzeri 100 kişiden 8'inde olasılıkla bu hastalık ortaya çıkacak ve her 5 yılda bir olasılık artarak devam edecektir. Ancak hastalık 65 yaş altındaki yaş grubunda da görülebilmektedir. Özellikle genetik kökenli olanlarda 65 yaş altı başlangıç görüyoruz. Türkiye'de 65 yaş altı yaklaşık 30-40 bin demans hastası vardır. Alzheimer'ın kesin nedeni bilinmese de riskleri azaltmak mümkün. Özellikle uzun süreli depresyon, hastalığı tetikleyebilir. Sürekli yeni şeyler öğrenerek, sosyalleşerek ve sağlıklı beslenerek hastalıktan korunabilirsiniz' dedi.

Türkiye'de yüzde 3: Genç kızlarda erkeklerin 4 katı

Yeme düzenindeki ciddi farklılıklar ve rahatsızlıklar olarak tanımlanan yeme bozukluğu kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen bir sorun. Dünya genelinde kadınlarda daha sık görülen yeme bozuklukları genellikle 10 ile 20 yaşları arasında ve daha çok da gençlik yıllarında ortaya çıkıyor. Herhangi bir yeme probleminin 'bozukluk' olarak nitelendirilebilmesi için bazı tanı kriterlerine sahip olması gerektiğini belirten Altınbaş Üniversitesi Çocuk Gelişim Programı Başkanı Uzman Klinik Psikolog Dila Özçelik, ilgili tanı kriterleri değerlendirilince, gençlerde daha çok Anoreksiya Nevroza ve Bulimiya Nevroza tipi yeme bozukluklarının görüldüğünü söyledi.

Bağırsaklardaki bakteri dengesizliği birçok hastalığın sebebi

Bağırsaklarda yer alan bakteri çeşitliliği, sağlık durumunu birebir etkiliyor. Bu bakterilerin dengesinin bozulmasının sindirimin sistemini etkilediğini belirten uzmanlar, sağlıksız bağırsağın, mutluluk hormonu denilen 'serotonin' eksikliğine bile yol açtığına dikkat çekiyor. Sindirim sisteminin, yiyeceklerin işlenip sindirildiği bir sistemden çok daha fazlası olduğunu vurgulayan VM Medical Park Pendik Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Demirci, 'Bağırsaklarımızda 100 - 150 trilyon kadar bakteri yaşıyor. Bu sayı, vücudumuzdaki toplam hücre sayısından çok daha fazla diyebiliriz. Vücudumuzdaki diğer organlardan çok farklı olarak bağırsaklar başta olmak üzere, tüm sindirim sistemi kendi başına işleyebilir. Kendi salgıladığı hormonlar sayesinde çalışma sistemini kendisi oluşturma özelliği vardır. Bu bağlamda her zaman beyinden gelen komutlara muhtaç değildir. Bu bağımsız sisteme Enterik Sinir Sistemi deniyor. Bu sistem, merkezi sinir sisteminden bağımsız olarak çalışabiliyor. Yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsaklar olmak üzere tüm sindirim sistemi üzerinde etki sağlıyor' dedi.

Bebeğe yapılan masaj anne bebek iletişimini güçlendiriyor

Dokunma, yenidoğan bebeklerde en gelişmiş duyu olarak biliniyor. Bebeğin ilk bir aylık yaşamında önem taşıyan dokunma duyusu, bebeğin çevresiyle ilişki kurabilmesinde ve çevresini algılamasında ona yardımcı oluyor. Bu bağlamda bebeğe masaj yapmanın anne bebek bağının geliştirilmesinde en etkili ve en doğal yöntemlerden birisi olduğunu ifade eden İstanbul Gelişim Üniversitesi'nden Fizyoterapist Öğr. Gör. Gülşah Konakoğlu, masajın, bebeklerde ağrı, huzursuzluk ve bitmeyen ağlama nöbetlerinin geçmesi için fayda sağladığını kaydetti.

Ankara'da, 'kadına şiddete hayır' temalı Dragon Festivali başladı

Wonderland Eurasi'da düzenlenen festivalin ilk günü Kaptan Seremonisi ile başladı. Daha sonra kürek yarışlarına geçildi. Yarıştan önce tek tek sahneye davet edilen takım kaptanları, sporcuları motive etti. 'Kadına Şiddete Hayır' temalı festivalde sporcular, 'anne lütfen ölme!', 'cinsel şiddet gerçektir ve önlenebilir', '287 çektiğimiz kürek sayısı değil 2019'da cinayete kurban verdiğimiz kadın sayısı' yazılı pankartlar taşıdı. Atılım Üniversitesi, Ankara Sanayi Odası, Havelsan'ın da aralarında bulunduğu 24 takımın kürek çektiği yarışma renkli anlara sahne oldu. 2 gün sürecek olan festivalde kürek yarışlarının yanında çeşitli sahne etkinlikleri de gerçekleştirilecek.

'ÖLDÜRÜLEN 287 KADIN ADINA KÜREK ÇEKİYORUZ'

Atılım Üniversitesi İdari İşler Personeli İlkay Kocaimamoğlu, organizasyonda olmaktan mutlu olduklarını söyledi. Kocaimamoğlu Atılım Üniversitesi olarak her alanda gösterdiğimiz başarıyı burada da göstermek istiyoruz. Biz bugün 287 adet kürek çekmiyoruz. Biz 2019 yılında öldürülen 287 kadın adına kürek çekiyoruz. 'Kadına şiddete dur' demek için buradayız. En büyüğünden en küçüğüne kadar çocuklar da dhil olmak üzere 'şiddete hayır' diyoruz. Kadına şiddet dursun, kadına şiddet önlensin, kadınlar ölmesin. Öncelikli olarak kadına verilen değer, kadının gücünü ön plana çıkarmak ve her şeyden önce kadının her alanda gösterdiği başarıyı bu organizasyonda da gösterme fırsatı tanındı. Kadınlar olarak evde, işte, organizasyonlarda her alanda güçlüyüz ve sesimizi bir kez daha duyurmak istiyorum. Bir kadının yapamayacağı bir şey yoktur. Aramızdaki tek fark östrojen hormonu dedi.

'ANKARA'NIN EN ÖNEMLİ KURUMLARI'

Atılım Üniversitesi Mezunlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yaman Zaim, festivalin Ankara'da en son 6 yıl önce düzenlendiğini hatırlatarak Ankara'da böyle organizasyonların yapılmasını istiyoruz hem mezunlarımıza hem de firma çalışanlarımıza yönelik sosyal bir etkinlik oluyor. Bugünün de ayrı bir önemi var. 'Kadına şiddete hayır' demek için bugün kürek çekiyoruz. Biz her sene bu organizasyonun Ankara'da olması taraftarıyız. Dragon yarışlarının da şöyle bir özelliği var; Pozitif bir ayrımcılık var. Kanoda en az 4 kadın olması gerekiyor. Bizim takımımızda şu an 5 kadın var. Aslında daha fazlaydı; ancak kendilerinin özel sebeplerinden dolayı bugün gelemediler. Olabildiğince kadın bulundurmayı düşünüyoruz. 24 takım ve bunlara destek veren 35-40 tane kurum var. Bu kurumların içerisinde Ankara'nın en önemli kurumlarından Atılım Üniversitesi, Ankara Sanayi Odası, bankalar, dernekler var diye konuştu.

'KADININ GÜCÜ HEP ÖN PLANDA'

Festivalde kadınların gücünü ve farklılıklarını ortaya koyacaklarını ifade eden Atılım Üniversitesi Mezunlar Derneği Üyesi Nilay Oğan şöyle konuştu:

Dragon Festivali aslında firmaların birlikte motivasyon amaçlı kurulmuş bir etkinlik. Ankara'da böyle güzel bir ortamda farklı bir su aktivitesinin içinde bulunmak çok güzel. Kadına Şiddete Hayır temalı bu organizasyon içinde bulunmak hepimiz için güzel olacak diye düşünüyorum. Takımımızda 5 kadın olarak çalışıyoruz. Hepimiz de güzel görevlerdeyiz. Kadının gücü aslında her zaman için insanlık tarihinde hep öne planda olan bir şey. Düşünce gücü, özgürlüğe tutkusu, yetiştirdiği nesiller aslında kadının var olma sebebinin dışında dünyayı var etme sebebidir kadının olması. İlla ki bizde bu organizasyonda farklılığımızı göstermeye çalışacağız.

Sporculardan Emrah Çelik ise Bu festivali ilk duyduğumuzda biraz şaşırdık; çünkü daha önce böyle bir organizasyona katılmamıştık. Atılım Üniversitesi olarak çok memnun olduk bu festivalden. Festivalin teması olan kadına şiddete dair elimizden ne gelirse yapmaya çalışacağız. Bütün çabamız kadına şiddete hayır. Bu ne kadar çok insana duyurabilirsek bizim için en büyük başarı o olacak dedi.

Şiddete geç müdahale etmek çözüm sağlamıyor

Kadına şiddet her geçen gün farkı bir şekilde gündeme gelmeye devam ediyor. Kadınların ilk olarak şiddet gördüğünün farkında olması gerektiğini belirten uzmanlar, bu şiddete karşı çıkmaları konusunda kadınları uyarıyor. Şiddetin sadece fiziksel olarak algılanmaması, en kalıcı hasara ise psikolojik şiddetin sebep olduğunu vurguluyor. Özellikle ilçelerde bulunan Sosyal Hizmet Merkezleri'nde, uzmanlar tarafından şiddet gören kadınlara her türlü desteğin verildiğini belirten Prof. Dr. İsmet Galip Yolcuoğlu, 'Kadınlar şiddet görmeye başladığında geri bildirimde bulunmalı. Bekledikten sonra müdahale etmek bu sorunu çözmüyor' dedi.

Kanser tanısı alan her 4 erkekten 1'i prostat kanseri

Erkeklerde en sık görülen kanserler arasında yer alan prostat kanseri, üzerinde en çok araştırma yapılan kanserler arasında bulunuyor. Tanı ve tarama programlarındaki yenilikler prostat kanseri tanısı alan hasta sayısına yansıyor. Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Prostat Kanseri Derneği Genel Sekreteri ve Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Faruk Yencilek, tüm dünyada kanser tanısı alan her 4 erkekten 1'nin prostat kanseri olduğunu ifade ederek, 'Bu noktada iyi haber şu ki, prostat kanserli hasta sayısının artmasına karşın, erken tanı ve tedavideki yenilikler sayesinde, prostat kanserine bağlı ölüm oranları yaklaşık yüzde 60 oranında azaldı' dedi. 

Uzmanlar uyarıyor: 'İlk yardım' son yardım olmasın

Özellikle son zamanlarda artan kadına yönelik şiddetle birlikte ilk yardımın önemi gün yüzüne çıktı. Dünya İlk Yardım Günü olarak bilinen 13 Eylül, bu konuda doğru bilinen yanlışları anlamak için önem taşıyor. İlk yardımın sadece ambulans gelene kadar geçen süre içerisinde yapılacak doğru hamlelerden oluştuğunu belirten uzmanlar, ilk yardımın bir tedavi yöntemi olmadığının altını çizdi.

Balıkçılar sezonda umduğunu bulamadı

15 Nisan'da başlayan av yasağının 1 Eylül'de bitmesiyle balıkçılar denize açıldı. Geçen seneye oranla bu sene verimin daha az olduğunu söyleyen balıkçılar, umduklarını bulamadıklarını belirtti. Yaklaşık 15 gündür tezgahları süsleyen balıklar vatandaşa pahalı gelse de esnaf fiyatların pahalı olmadığını savundu. 18 yıl içinde balık stoklarında 200 bin ton azalma yaşandığını kaydeden İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saadet Karakulak ise, ekosistemdeki bozulma nedeniyle bu sene hamsi ve sardalyanın bol olacağını ancak lüfer ve palamut gibi büyük balıkların az bulunacağını dile getirdi. 

Sepsiste ilk 1 saat hayat kurtarıyor!

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2017 yılında sepsisin tehlikeli hastalık olarak kabul edildiğini hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Sibel Temür, halk arasında kan zehirlenmesi olarak bilinen sepsisin vücutta oluşan enfeksiyona bağlı bağışıklık sistemini çökerterek organ yetmezliğine neden olduğunu söyledi.

Dijitalleşen dünyada açık eğitim masaya yatırılıyor

Dijitalleşme ve eğitimde açıklık, günümüzde yükseköğretim alanında sıkça karşılaşılan eğilimler arasında yer alıyor. Bu kapsamda Maltepe Üniversitesi ve Oldenburg Üniversitesi Açık Eğitim Araştırmaları Derneği tarafından, Dijitalleşme Çağında Açık Eğitim Uluslararası Sempozyumu 12-14 Eylül'de gerçekleştirilecek.

Üniversiteye yeni başlayacak öğrencilere uzmanından tavsiyeler

Altınbaş Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aylin İlden Koçkar, üniversiteye yeni giren öğrencilerin karşılaşabileceği uyum sorunları ve bunların nasıl aşılabileceği konusunda öğrencilere çeşitli önerilerde bulundu. Bu noktada ailelere de büyük görev düştüğünü belirten Prof. Dr. Aylin İlden Koçkar, ailelerin çocuklarını baskı altında bırakmadan anlamaları gerektiğini vurguladı.

Alzheimerlı hasta yakınlarının 3'te 1'i depresyonda

Türkiye'de yaklaşık 400 bin civarında Alzheimer hastası var. Klasik olarak yaşlı popülasyonunun hastalığı olarak bilinen Alzheimer, hastalar kadar onlarla ilgilenen kişilerin ruh sağlığını da etkiliyor. Son çalışmalar, hastalara yüzde 90 oranında kadınların baktığını gösterirken bu kişilerde depresyon ve anksiyete gibi psikolojik problemlerin görüldüğünü gösterdi. Hastalar kadar onların bakımını üstlenen kişilerin sağlığına da önem verilmesi gerektiğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Burcu Örmeci, hasta ve hasta yakınları üzerine yapılan araştırmalarla ilgili önemli bilgiler paylaştı.

Her kitabı çocuğunuza okutmayın!

Uzmanlar her çocuk kitabının çocuklara okutulmaması yönünde uyarılarda bulunuyor ve bu konuda özellikle anne-baba ile öğretmenlere büyük rol düştüğünü ifade ediyor. Bu noktada kaç yaşından itibaren hangi kitapların okunabileceği, iyi bir çocuk kitabının içerik, dil ve anlatım yönünden nasıl olması gerektiği konusunda Çocuk Gelişimi Uzmanı Prof. Dr. Mesude Atay ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu. 

Kafein tüketerek ders çalışmak verimi azaltıyor

Beslenme, anne karnından başlayıp yaşam boyu devam eden, bedensel ve ruhsal sağlığı yakından ilgilendiren, sağlık için en önemli temelleri atan birçok sürecin başında geliyor. Bu noktada sağlıklı ve dengeli beslenmenin her anlamda başarının altın anahtarı olduğunu ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Yıldız Melek Aksoylu üniversite öğrencilerinde beslenme alışkanlıkları hakkında bilgilendirmede bulundu.

Beynimizden çok internete güveniyoruz!

Günümüzde bilgiye ulaşmak amacıyla interneti yoğun olarak kullanıyoruz. Ancak bilgi ararken hafızamızı taramak ve farklı bir bilgi kaynağı kullanmak yerine interneti tercih etmenin bilişsel performansımızı nasıl etkilediği merak konusu. Bu kapsamda Memory Dergisi'nde yayımlanan araştırma, internete olan bağımlılığı bir kere daha gözler önüne serdi.

Mitokondri nakli, yumurta naklinden çok farklı

Son zamanlarda gündeme gelen mitokondri naklini değerlendiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Gazi Yıldırım, mitokondri naklinin tüp bebek çalışmalarına bir alternatif olduğunu ifade etti. Bu naklin, yumurta veya sperm bağışından çok farklı olduğunu kaydeden Yıldırım, dünyaya gelen bebeğin sadece o çifte ait olduğunu ve bir başkasına ait genlerin, bebeğin DNA'sında yüzde 1'den az oranda bulunduğunu vurguladı.

Araştırma: Glüten ağırlıklı beslenen çocuklarda çölyak riski artıyor - Sağlık Haberleri - Haberterapi

Yeni araştırmalar, beş yaşına kadar çoğunlukla makarna veya ekmek gibi glüten ağırlıklı beslenen çocukların çölyak hastalığına yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı. Çölyak hastalığı buğday, arpa veya çavdar gibi tahıllarda bulunan glüten isimli bir maddeye vücudun bağışıklık sistemi tarafından verilen anormal yanıt sonucu ortaya çıkıyor.
Usa Today gazetesinin haberine göre, araştırma, glüten alımının çölyak hastalığı ve çölyak intoleransının genetik olarak riskli olan çocuklardaki ilişkisini araştırdı. ABD'deki Kolorado Üniversitesi ile Augusta Üniversitesinin de aralarında bulunduğu farklı üniversitelerden 19 bilim insanının katıldığı araştırma, 2004- 2010 yılları arasındaki İsveç, Finlandiya, Almanya ve ABD'de doğan 6 bin 600'den fazla çocuğu inceledi.
Araştırma sonuçlarına göre, beslenmelerinde ortalamanın üzerinde glüten alan çocukların yüzde 7.2'sinde çölyak hastalığına yakalanma riski gelişirken, yüzde 6.1 oranında çocukta da çölyak intoleransı gelişme riski bulundu. Araştırma boyunca çocuklar 5 yaşına kadar 6, 9 ve 12 aylık sürelerle üç günden fazla periyodlarda glüten verildi. Buna göre, çalışmaya dhil edilen çocukların yüzde 18'inde çölyak intoleransı görülürken, yüzde 7'sinde de çölyak hastalığı gelişti. Çocuklara bu teşhis 2 ve 3 yaşlarında kondu.
İlk sonuçları 2017 yılında alınan araştırmanın sonuçları JAMA dergisinde yayımlandı.
Çölyak hastalığı çocuklarda özellikle karın ağrısı, karında şişlik, ishal, huzursuzluk, iştahsızlık, enfeksiyonlarda artış ve gelişme geriliği, kusma, kilo alamama ve boy uzamasında yavaşlama gibi tipik belirtilerle ortaya çıkabiliyor.
Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü'ne göre çölyak hastaları, buğday, arpa, çavdar, yulaflı gıdalar tüketmedikleri gibi ayrıca marketlerde satılan hazır gıdaların içeriklerine dikkat etmeli ve mutlaka glüten içermeyen gıdalar tüketmeliler.

Türkiye'de her üç kişiden birinde gizli şeker var

Pre-diyabet, diyabet öncesi ilk safha olarak kabul ediliyor. Kilolu ve obez kişilerde ortaya çıkma olasılığı yüksek olan hastalıkta en sık görülen insülin direnci sorunu çözümlenemezse Tip 2 diyabet hastası olma riski artıyor. Araştırmalara göre, çoğu gizli şeker hastalarına 10 yıl sonra Tip 2 diyabet tanısı konuyor. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın, gizli şekerin ne olduğunu, belirtilerini ve alınması gereken önlemleri açıkladı.